Yeter ki görecek gözümüz, sevecek yüreğimiz ve onu kendimizde toplayacak elimiz olsa, dünyada hepimiz için çok şey vardır. Erkeklerde ve kadınlarda o kadar çok şey var ki, sanatta ve edebiyatta o kadar çok şey var ki, her yerde keyif alınacak ve şükredilecek o kadar çok şey var ki.
(There is so much in the world for us all if we only have the eyes to see it, and the heart to love it, and the hand to gather it to ourselves. So much in men and women, so much in art and literature, so much everywhere in which to delight and for which to be thankful.)
"Adanın Annesi"nde L.M. Montgomery, dünyada mevcut olan güzellik ve neşenin bolluğuna dair güçlü bir mesaj iletiyor. Gözlerimizi çevremize açarsak, sevgiyi yüreğimizde kucaklarsak, hayatı deneyimlemek için aktif olarak uzanırsak bizi bekleyen sayısız harikayı keşfedebileceğimizi vurguluyor. Bu bakış açısı bizi insanlardaki, yaratıcılıktaki ve doğadaki zenginliği takdir etmeye teşvik eder ve eğer onu aramaya istekliysek tatminin erişilebilir olduğunu öne sürer.
Alıntı, şükran ve açıklık tutumunu geliştirmeyi hatırlatıyor. Montgomery, neşenin yalnızca büyük anlarda değil, bizi çevreleyen günlük deneyimlerde de bulunduğunu öne sürüyor. Sanattan, ilişkilerden ve genel olarak dünyadan keyif alma potansiyelinin farkına vararak, hayata ve onun sunduklarına karşı daha derin bir takdir geliştirebilir, çevremizle şükran ve bağ kurma duygusunu geliştirebiliriz.