Wiggin gerçekten de kendisini, zamanının beş dakikasına değmeyen diğer çocuklar kadar önemsemiyor. Ancak herkesin ona odaklanmasını sağlayan da bu özellik olabilir. Belki de Rahibe Carlotta'nın ona anlattığı tüm o hikayelerin nedeni budur, İsa'nın çevresinde her zaman bir kalabalık vardı. Belki de Wiggen'den bu kadar korkmamın nedeni budur. Çünkü uzaylı, ben değil. Anlaşılmaz olan, öngörülemeyen o. Mantıklı, öngörülebilir nedenlerle bir şeyler yapmayan kişi o. Hayatta kalacağım ve bunu öğrendiğinde benim hakkımda öğrenecek hiçbir şey kalmayacak. Ancak o her şeyi yapabilirdi.
(Wiggin really doesn't care as much about himself as he does about these other kids who aren't worth five minutes of his time.And yet this may be the very trait that makes everyone focus on him. Maybe this is why all those stories Sister Carlotta told him, Jesus always had a crowd around him.Maybe this is why I'm so afraid of Wiggen. Because the alien, not me. He's the unintelligible one, the unpredictable one. He's the one who doesn't do things for sensible, predictable reasons. I'm going to survive, and once you know that, there's nothing more to know about me. Him, though, he could do anything.)
Wiggin, başkalarının, özellikle de çevresindeki çocukların refahına, çoğu zaman kendi çıkarları pahasına öncelik veren biri olarak tasvir ediliyor. Bu özveri, insanların dikkatini ona çeken, onu hayattan daha büyük gösteren bir aura yaratan şey olabilir. İsa'ya benzetilmesi ve onun etrafındaki sürekli kalabalık, onun eşsiz özelliklerinin ne kadar hayranlık ve korku uyandırdığını ortaya koyuyor. Rahibe Carlotta'nın hikayeleri Wiggin'in başkalarının anlamakta zorluk çektiği bir tür iyiliği temsil ettiğini öne sürüyor.
Buna karşılık anlatıcı, Wiggin'i uzaylı bir varlık olarak görerek derin bir kendini koruma duygusu hissediyor. Bu korku Wiggin'in öngörülemez doğasından kaynaklanıyor; toplumun beklediği rasyonel davranış sınırları içinde faaliyet göstermez. Anlatıcı kendi öngörülebilir hayatta kalma içgüdülerinde teselli bulurken, Wiggin'in beklenmedik eylemlerde bulunma kapasitesi onu rahatsız ediyor. Bu öngörülemezlik Wiggin'i diğerlerinden farklı kılıyor ve etrafındakiler için onu hem büyüleyici hem de endişe verici bir figür haline getiriyor.