15. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasında Müslümanlar İbrahim'in, İsa'nın ve Muhammed'in Tanrısını unuttular. Tanrı'nın insanları kontrol eden Otorite olduğunu düşünmeye başladılar. Dünyalarının mahvoluşuna başka bir açıklama bulamadıklarına inanıyorum. Bunun Tanrı'nın bir işi olduğunu söylediler; tamamen mantıksızdı, bu yüzden Tanrı'nın Bilinemez olduğunu söylediler. Milyonlarca insan arasında yaygın olan bu inanış, yeni Müslüman olan Türkleri de etkilemiş, onlar da putperestliğe dönmüşlerdir. Sarazen dünyası ve onu fetheden Türkler durgunluğa gömüldü.
(Between the 15th century and the 17th century, the Moslems forgot the God of Abraham, Christ, and Mohammed. They came to think of God as Authority, controlling men. I believe they could find no other explanation for the ruin of their world. They said it was an act of God; it was completely unreasonable, so they said that God is Unknowable. And this belief, prevailing among the millions, affected the newly-converted Turks, so that they, too, reverted to paganism. The Saracen world and the Turks who had conquered it, sank into stagnation.)
Bu kültürel ve manevi durgunluk, bir zamanların canlı Sarazen dünyasında önemli bir düşüşe işaret ediyordu. Tanrıya yönelik algıdaki değişim, yalnızca bireysel inancı etkilemekle kalmadı, aynı zamanda daha geniş bir toplumsal durgunluğa da katkıda bulundu. Rose Wilder Lane'in yorumu, ilahi olanla olan kişisel bağlantının kaybının, bu dönemde medeniyetlerin daha geniş çapta parçalanması ve gerilemesinde nasıl bir rol oynamış olabileceğini vurguluyor.