Ölüm tohumlarını içimde taşıyorum ve sevecek kadar kaldığım yere ekiyorum.
(I carry the seeds of death within me and plant them wherever I linger long enough to love.)
Orson Scott Card'ın "Speaker for the Dead" adlı eserinde baş kahraman, aşk ve onun sonuçları hakkında derin bir gerçeği ortaya koyuyor. "Ölüm tohumlarını içimde taşıyorum ve onları sevecek kadar uzun süre kaldığım yere ekiyorum" sözü, sevme eyleminin hem canlandırıcı hem de yıkıcı unsurlara sahip olduğunu öne sürüyor. Aşk neşe ve bağ getirebilir ama aynı zamanda kayıp ve kedere yol açma potansiyeline de sahiptir.
Bu ikilik, ilişkilerin karmaşıklığını ve yakınlığı takip eden değişimin kaçınılmazlığını yansıtır. Sevgiyi kucaklayarak, kişi istemeden de olsa üzüntünün tohumlarını ekebilir; her bağın hem yaşam hem de ölüm potansiyeli taşıdığını göstererek, aşk ve ıstırabın iç içe geçmiş doğasını vurgulayabilir.