Bilmem gereken her şeyi zaten biliyorum, derdi Rigg her zaman... Babam buna her zaman cevap verirdi: Ne kadar cahil olduğunu görüyor musun? Henüz bilmediğiniz şeyleri neden bilmeniz gerektiğini bile bilmiyorsunuz. Öyleyse söyle bana, dedi Rigg. İsterdim ama sen cehaletinin neden ölümcül bir hastalık olduğunu anlayamayacak kadar cahilsin...
(I know everything I need to know already, Rigg always said... To which Father always replied,See how ignorant you are? You don't even know why you need to know the things you don't know yet. So tell me, said Rigg. I would but you're too ignorant to understand the reasons why your ignorance is a fatal disease...)
Rigg ile babası arasındaki diyalog, bilgi ve kişisel farkındalık hakkında temel bir dersi vurguluyor. Rigg, halihazırda anladıklarına güven duyduğunu ifade ediyor ancak babası, algılanan bilgisinin sınırlı olduğunu belirterek ona meydan okuyor. Bu fikir alışverişi, gerçek içgörünün kişinin kendi bilgisizliğini ve henüz anlamadığı şeylerin karmaşıklığını fark etmesinden geldiği fikrini vurguluyor.
Dahası, konuşma cehaletin ciddi sonuçlara yol açabileceğini öne sürüyor ve kişinin anlık anlayışının ötesinde bilgi aramanın öneminin altını çiziyor. Rigg'in babasının mesajı, kişinin bilgelik arayışında kendi sınırlamalarının farkında olmasının kritik öneme sahip olduğunu ve kişinin bilmediğini kabul etmesinin aydınlanmaya doğru ilk adım olduğunu ima ediyor. Bu tema tüm anlatı boyunca yankı buluyor ve karakterleri etraflarındaki dünyaya dair anlayışlarıyla yüzleşmeye itiyor.