En yüksek doruklara uçabilenler aynı zamanda en derin derinliklere de dalabilirler ve en çok keyif alan doğalar aynı zamanda en şiddetli acı çeken doğalardır.
(those who can soar to the highest heights can also plunge to the deepest depths, and that the natures which enjoy most keenly are those which also suffer most sharply.)
L.M. Montgomery'nin düşünceleri insan deneyiminin aşırılıkları arasında derin bir bağlantı olduğunu öne sürüyor. Büyük duygusal ve sanatsal zirvelere ulaşanların aynı derecede önemli düşüşler de yaşayabilecekleri fikri, yaşamdaki ikiliği vurguluyor. Bu kavram, bazı bireylerin sahip olduğu, neşeyi ve güzelliği takdir etmelerine olanak tanıyan, aynı zamanda onları derin üzüntü ve acıya maruz bırakan yoğun duyarlılığa işaret eder.
Bu bakış açısı birçok kişide yankı uyandırabilir ve zengin, canlı bir yaşamın çoğu zaman kendi payına düşen mücadeleleri de beraberinde getirdiğini gösterir. Montgomery varoluşa dair temel bir gerçeğin altını çiziyor: İnsan ne kadar çok hissederse, acı çekme riski de o kadar artar. Bu nedenle yaşamı tüm iniş ve çıkışlarıyla kucaklayanlar, hem keyifli anların hem de zorluklardan alınan derslerin takdirini geliştirebilirler.