Hayatım boyunca elmaslardan rahatsız olsam bile kendimden başkası olmak istemiyorum,' dedi Anne. 'İnci boncuklarımla Green Gables'lı Anne olmaktan oldukça memnunum. Matthew'un bana, Pembe Hanım'ın mücevherlerine duyduğu sevgi kadar sevgi gösterdiğini biliyorum.
(Well, I don't want to be anyone but myself, even if I go uncomforted by diamonds all my life,' declared Anne. 'I'm quite content to be Anne of Green Gables, with my string of pearl beads. I know Matthew gave me as much love with them as ever went with Madame the Pink Lady's jewels.)
"Anne of Green Gables"da Anne, derin bir kendini kabullenme duygusunu ve kimliğinden memnun olduğunu ifade ediyor. Gerçek mutluluğun maddi zenginlikten ya da lüks mallardan kaynaklanmadığını vurguluyor. Bunun yerine, gösterişli mücevherlerden ziyade Matthew'un inci boncukları gibi daha basit hediyelerle temsil edilen sevgi ve şefkate değer veriyor. Bu, duygusal bağlantıların toplumsal zenginlik standartlarından çok daha önemli olduğuna dair inancını vurguluyor.
Anne'nin beyanı, dış beklentilere veya zenginlik özlemlerine uymak yerine kendine sadık kalma arzusunu yansıtıyor. Mütevazı armağanlarının ardındaki gerçek sevgiye duyduğu takdir, daha derin bir değer ve tatmin anlayışını ifade eder. Bu tutum, kişisel kimliğin ve mutluluğun, zenginliklerin yüzeyselliğinden veya toplumsal onaydan ziyade içeriden kaynaklandığını hatırlatır.