Şirketler, hükümetleri aracılığıyla hareket eden insanlar tarafından kurulur. Onlara sözleşme yapma yeteneği, sınırlı sorumluluk ve sonsuz yaşam gibi belirli yasal haklar ve ayrıcalıklar tanıyan kurumsal sözleşmeler veriyoruz.
(Corporations are created by the people, acting through their governments. We grant them corporate charters that confer certain legal rights and privileges, like the ability to enter into contracts, limited liability and perpetual life.)
Bu alıntı, temelde insan kararları ve toplumsal yapılar tarafından oluşturulan ve yönetilen varlıklar olarak şirketlerin temel niteliğinin altını çiziyor. Şirketlere yasal varlık ve belirli haklar vermede hükümet otoritesinin rolünü vurguluyor ve onları halkın kolektif iradesinin uzantıları olarak konumlandırıyor. Bu bakış açısı bizi kurumsal güç ve etkiyi şekillendirmede demokratik sorumluluğu dikkate almaya sevk ediyor. Şirketler genellikle öncelikle kar amacı güden özerk varlıklar olarak algılanır, ancak onların varlığı, ayrıcalıkları ve sınırlamalarının tümü mevzuatın ve toplumsal mutabakatın ürünüdür. Özellikle ekonomik etki, siyasi lobicilik ve sosyal sorumluluk gibi alanlarda vatandaşlar ve şirketler arasındaki güç dengesi hakkında önemli soruları gündeme getiriyor. Şirketlerin toplumsal kararlarla oluşturulduğunun kabul edilmesi, demokratik gözetim ve reform potansiyelini vurgular; onlara tanınan hak ve ayrıcalıkların doğuştan değil, verilmiş olduğunun altını çizer. Böyle bir anlayış, bu kuruluşların toplumda nasıl faaliyet göstermesi gerektiği konusunda daha bilinçli bir tartışmayı teşvik eder ve etkilerinin kamu çıkarları ve etik hususlarla uyumlu olmasını sağlar. Aynı zamanda kurumsal rollerin, hakların ve sorumlulukların şekillendirilmesinde yasal çerçevelerin önemi üzerine düşünmeye de davet ediyor. Genel olarak bu alıntı bize şirketlerin kurulması ve düzenlenmesinde yer alan insani kurumu hatırlatıyor ve onların yönetimlerine sürekli dikkat ve katılımı teşvik ediyor.