Çok küçüklüğümden beri, belki beş ya da altı, oyuncu olmayı çok düşündüm. Ama özellikle yaşım ilerledikçe arkadaşlarıma hırslarımdan bahsetmedim çünkü onların bu tutkularımı iyi karşılamayacaklarını düşünüyordum. Ne yapmak istediğimden hiç bahsetmedim.
(From the time I was very young, maybe five or six, I thought a lot about being an actress. I didn't tell my friends about my ambitions, though, especially when I got older, because I thought they would not receive them well. I never talked about what I wanted to do.)
Bu alıntı, çocukluk hayallerinin çoğunlukla yargılanma veya reddedilme korkusu nedeniyle gizli tutulmasına ilişkin ortak deneyimi vurgulamaktadır. Kişisel arzular ile sosyal kabul arasındaki iç çatışmayı yansıtır. Pek çok kişi, eleştiriye uyum sağlamak veya eleştiriden kaçınmak için gerçek arzularını bastırır, ancak daha sonra gerçek tutkuların peşinden gitmenin önemini fark eder. Bu duygu, kendini keşfetme yolculuğu ve kişinin hırslarını açıkça paylaşması için gereken cesaretle yankılanıyor ve sonuçta başkalarına hayallerini güvenle kucaklamaları için ilham veriyor.