Harika sanat, ne kadar spesifik olursanız o kadar evrensel olur ve 'The Wire'da sevdiğim şey de buydu.
(Great art, the more specific you are, the more universal it becomes, and that's the thing that I loved about 'The Wire.')
Bu alıntı sanatın ve hikaye anlatımının paradoksal doğasını vurguluyor. İçerik oluşturucular belirli ayrıntılara ve kişisel deneyimlere daldıklarında, genellikle farklı kitlelerde yankı uyandıran evrensel insani gerçeklerden yararlanırlar. 'The Wire', kentsel yaşamın inceliklerini titizlikle araştırarak temalarını hem özel hem de genel olarak alakalı hale getirerek bunu örnekliyor. Belirlilik arayışı yalnızca anlatıyı zenginleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda farklı izleyiciler arasındaki uçurumları da kapatarak karmaşık sosyal dinamiklere ilişkin ortak bir anlayışı teşvik ediyor.