Zaten var. Bulunduğumuz yerden çok uzakta olmasa da yeterince uzaktaydı. Aslında hem şanslı hem de talihsiziz.
(I already have. Not at all that far from where we were, but far enough away. Actually, we're both fortunate and unfortunate.)
Alıntı, karakterin durumundaki bir ikilik hissini yansıtıyor; önceki durumuna yakınlığı öne sürerken aynı zamanda deneyim veya duygusal durum açısından önemli bir mesafeye de işaret ediyor. Hem şanslı hem de talihsiz olmanın kabulü, koşullarının karmaşıklığını vurguluyor; bu da avantajların yanı sıra göz ardı edilemeyecek dezavantajların da bulunduğunu ima ediyor.
Richard A. Knaak'ın "The Well of Eternity" adlı eserinde bu duygu, karakterlerin zorluklarla ve büyümeyle mücadele ederken yaptıkları yolculuğu özetleyebilir. Deneyimleri bakış açılarını şekillendiriyor, ilerlemenin çoğu zaman bir dizi nimet ve külfetle birlikte geldiği fikrini vurguluyor ve sonuçta dünyadaki yerlerine dair daha derin bir anlayışa yol açıyor.