Yaşadığımız günleri iyi geçirip geçirmediğimizi düşünerek mezarlarımızda yatacağımıza inanamıyorum. Mezarlarımızda olabileceğimiz şeylerin hayalini kurarak yatacağımıza inanamıyorum.
(I can't believe that we would lie in our graves wondering if we had spent our living days well. I can't believe that we would lie in our graves dreaming of things that we might have been.)
Bu alıntı anlamlı ve özgün bir hayat yaşamanın önemini vurguluyor. Kaçırılan fırsatlardan pişmanlık duymak veya olabileceklerin hayalini kurmak yerine, zamanımızı en iyi şekilde değerlendirmeye odaklanmamızı sağlar. Tutkularımız ve değerlerimizle uyumlu uğraşlara öncelik vermemiz konusunda güçlü bir hatırlatma görevi görür ve zamanı geldiğinde pişmanlık duymadan sonla yüzleşmemizi sağlar. Bu zihniyeti benimsemek, kişisel gelişimi ve tatmini teşvik ederek bizi bilinçli ve tüm kalbimizle yaşamaya teşvik eder.