Anıları sevmiyorum. Bence bunlar kendi çıkarlarına hizmet ediyor ve insanlar bunları hesaplaşmak için kullanıyor ve ben gerçekten bunu yapmamaya çalıştım. Anıları haklı çıkarmak için gerçekten ilginç bir hayatın olması gerekiyor ve benim hayatım oldukça sıkıcıydı.
(I don't like memoirs. I think they're self-serving, and people use them to settle scores, and I really tried not to do that. You have to have a really interesting life to justify memoir, and my life has been pretty ho-hum.)
Bu alıntı, anılara dair şüpheci bir bakış açısını yansıtıyor ve bunların çoğu zaman gerçek hikaye anlatımından ziyade kişisel amaçlara hizmet ettiğini vurguluyor. Konuşmacının kendi hayatıyla ilgili alçakgönüllülüğü, yalnızca olağanüstü hikayelerin kişinin hayatını kamuya açık olarak paylaşmayı gerektirdiğine inandıklarını gösteriyor. Bizi anı yazmanın ardındaki motivasyonları düşünmeye davet ediyor ve herkesin doğası gereği anlatılmaya değer zorlayıcı bir yaşamı olduğu varsayımına meydan okuyor. 'Hoş' bir hayatın kabulü aynı zamanda bize kişisel anlatılarda özgünlük ve tevazunun sansasyonellikten daha değerli olabileceğini hatırlatır.