Dünyanın aksiyon tarafından o kadar tüketildiğini ve yutulduğunu hissediyorum ki, hayatın hızı o kadar çılgın ki ve insanlar birisini harekete geçirmek için şok edici, şiddetli veya çılgınca ve hızlı bir şey yapmanız gerektiğini düşünüyor.
(I feel like the world gets so consumed and gobbled up by action, and the pace of life is so frantic, and people feel like, in order to move somebody, you have to do something shocking or violent or something insane and fast.)
Bu alıntı, hızlı sonuçların çoğu zaman gerçek bağlantıyı gölgede bıraktığı modern yaşamın yoğun meşguliyetini ve kaosunu vurguluyor. Bu, toplumun etkiyi şok değeriyle eşitleme eğiliminde olduğunu ve insanları yalnızca şaşırtıcı veya aşırı eylemlerin başkalarını gerçekten etkileyebileceğine inandırdığını öne sürüyor. Böyle bir zihniyet sabrın, empatinin ve düşünceli iletişimin önemini azaltabilir. Etki yaratmak için şiddete veya sansasyonelliğe güvenmek yerine, yavaşlamanız ve bağlantı kurmanın özgün yollarını aramanız gerektiğini hatırlatma görevi görür.