Kendime odaklanıyorum; nasıl daha iyi bir takım arkadaşı olabilirim? Daha iyi bir insan mı? Gerisini akışına bıraktım. Övgülere pek fazla dikkat edemiyorum ama aynı zamanda gerçekte ne kadar şanslı olduğumu da kabul etmiyorum.
(I focus on myself; how can I be a better teammate? A better person? I just let the rest pan out. I can't really pay a lot of attention to the accolades, but at the same time, I don't take for granted how blessed I really am.)
Bu alıntı derin bir iç gözlem ve tevazu duygusunu bünyesinde barındırıyor. Konuşmacı, dış doğrulama veya tanınmadan ziyade kendini geliştirmenin ve kişisel gelişimin önemini vurguluyor. İçe odaklanarak, yalnızca daha iyi bir takım arkadaşı değil aynı zamanda daha iyi bir insan olma kararlılığını gösterirler ve gerçek niteliklerin dışarıdan övgüden ziyade içsel gelişimden kaynaklandığı anlayışını öne sürerler. Her şeyin olmasına izin verme zihniyeti