Sebep yargıç olursa, hiçbir yazar doğanın kendisi gibi tutarsız karakterler üretmedi. Bir okuyucuda, gebe kalmanın tutarsızlıkları ile yaşamın tutarsızlıkları arasındaki bir romanda ayrımcılık yapması için küçük bir sagacity gerektirmemelidir. Başka yerlerde olduğu gibi, deneyim burada tek rehberdir; Ancak hiç kimsenin deneyimi olan şeyle bir arada olamayacağı için, her durumda dinlenmek akılsız olabilir.
(If reason be judge, no writer has produced such inconsistent characters as nature herself has. It must call for no small sagacity in a reader unerringly to discriminate in a novel between the inconsistencies of conception and those of life. As elsewhere, experience is the only guide here; but as no one man's experience can be coextensive with what is, it may be unwise in every case to rest upon it.)
Herman Melville'in "Güven-Man", insan tutarsızlığının doğasını yansıtır ve hiçbir yazarın gerçek hayatta bulunan karmaşıklığı ve çelişkileri eşleştiremeyeceğini iddia eder. Okuyucuların, bir karakterin sanatsal hayal gücünden kaynaklanan tutarsızlıkları, gerçek insanların öngörülemeyen doğasını yansıtanlara ayırt etmede zeki olması gerektiğini öne sürüyor. Bu anlayış önemli bir fikir ve insan deneyiminin anlaşılmasını gerektirir.
Melville, kişisel deneyimin bu yargı için hayati önem taşıdığını, ancak bir bireyin yaşam deneyimlerinin insan varlığının tamamını kapsayamayacağını kabul eder. Bu nedenle, karakterlerin çeşitli ve çok yönlü doğasını ve kurgudaki insan davranışını yorumlamak için yalnızca kişinin kendi karşılaşmalarına güvenmek gereksiz olabilir. Bu perspektif, yazarların karakterleri ve okuyucuların bu anlatılarda gezinmede karşılaştıkları zorlukları nasıl tasvir ettikleri konusunda daha derin bir tefekkür davet ediyor.