Bir erkeğin bir şeyi yapmasını istemiyorsanız, onun bu konuda konuşmasını sağlasanız iyi olur; çünkü erkekler ne kadar çok konuşursa, başka hiçbir şey yapmama olasılıkları da o kadar artar.
(If you do not wish a man to do a thing, you had better get him to talk about it; for the more men talk, the more likely they are to do nothing else.)
Bu alıntı iletişimin paradoksunu vurguluyor: Planları veya niyetleri tartışmak bazen eylemi engelleyebilir. İnsanlar sıklıkla kendilerini bir şey hakkında konuşmanın o şeyi yapmanın yerine geçtiğine veya endişelerini dile getirmenin motivasyonlarını azaltabileceğine ikna olurlar. İlerlemeyi durdurabilecek veya aşırı analize yol açabilecek konuşmalara girerken bize dikkatli olmamızı ve sessizliklerin veya eylemin ne zaman daha etkili olabileceğinin farkına varmamızı hatırlatır. Bu içgörü, kelimelerin davranışı etkilemedeki gücünün altını çiziyor; hem niyetleri netleştirmede olumlu, hem de şüphe veya erteleme yarattığında olumsuz.