Ailem basmakalıp değildi ve üniversiteye gitmem için bana baskı yapıyordu. Bundan sık sık ve sürekli bahsettiler, ancak bu 'Bunu yapmak zorundasın yoksa işin biter' gibi bir yap ya da öl meselesi değildi.
(My parents weren't stereotypical and pressuring me to go to college. They mentioned it a lot and constantly, but it wasn't a do or die thing, like, 'You have to do this or you're done.')
Bu alıntı, aşırı baskı uygulamadan destek ve rehberlik sağlamanın önemini vurgulamaktadır. Konuşmacının ebeveynleri, üniversitenin birçok yol arasından yalnızca biri olduğunun bilincinde olarak, teşvik ve anlayış arasında denge kurdular. Böyle bir yaklaşım bağımsızlığı ve kişisel seçimi teşvik ederek bireylerin başarısızlık veya hayal kırıklığı korkusu olmadan ilgi alanlarını keşfetmelerine olanak tanır. Gerçek desteğin, toplumsal stereotipleri veya beklentileri dayatmak yerine, bireyin benzersiz yolculuğuna saygıyı gerektirdiğini vurguluyor.