Şiddetsizlik insanlığın elindeki en büyük güçtür. İnsanoğlunun ustalığıyla tasarlanan en güçlü yıkım silahından daha güçlüdür.
(Non-violence is the greatest force at the disposal of mankind. It is mightier than the mightiest weapon of destruction devised by the ingenuity of man.)
Mahatma Gandhi'nin bu derin ifadesinin özü, gerçek gücün şiddet veya yıkımdan değil, şiddetsizlik ve barıştan kaynaklandığının kabul edilmesinde yatmaktadır. Fiziksel gücün ve gelişmiş silahların sıklıkla güç anlatılarına hakim olduğu bir dünyada, Gandhi anlayışımızı barışçıl direnişin muazzam gücüne yönlendiriyor. Şiddetsizlik yalnızca pasif değildir; Şiddetin kaçınılmaz olarak geride bıraktığı yıkıma yol açmadan toplumsal ve politik değişime yol açabilecek güçlü bir güçtür.
Felsefi olarak şiddetsizlik, insan onuruna ve yaşamına saygının en yüksek biçimini temsil eder. İnsanlığı, çatışmaları kaba kuvvet ve baskı yerine diyalog, anlayış ve şefkat yoluyla çözmeye teşvik eder. Tarih bize, Gandhi'nin, Martin Luther King Jr.'ın ve diğerlerinin önderlik ettiği, şiddet karşıtlığına bağlılığın muazzam dönüşümleri katalize ettiği çeşitli hareketler gösterdi. Zorbalığın gün batımını ve özgürlüğün doğuşunu kan dökerek değil, kolektif ahlaki güçle ortaya koyuyor.
Bu gücü benimsemek, kalıcı değişim yaratmak isteyen herkes için gerekli olan muazzam cesaret, sabır ve inanç gerektirir. Gücün haklı olduğu yönündeki geleneksel görüşe meydan okuyor ve umut verici bir mesaj veriyor: Barış ve etik ikna, öfke veya nefretle dövülen herhangi bir silahtan daha büyük ve daha kalıcı bir güce sahiptir. Bu alıntı, adil bir topluma giden yolun yıkımda değil, anlayış ve barışta yattığının ebedi bir hatırlatıcısıdır.