Ah, şefkat bizi neden zayıflatıyor? 'Aslında öyle değil... Her şeyin dengelendiği bir yerde - filozofların buna bir adı yok mu, mükemmel bir yer, cevapların yaşadığı yer? - Eğer oraya gidebilseydik, öyle olmadığını görebilirdin. Buradan biraz meşe ağacının dibindeki bir karıncaya benziyor. Bunun bir ağaç olduğuna dair hiçbir fikri yok; ona göre bu, dünyayı çevreleyen duvarın başlangıcıdır.
(Oh, why does compassion weaken us?'It doesn't, really ... Somewhere where it all balances out - don't the philosophers have a name for it, the perfect place, the place where the answers live? - if we could go there, you could see it doesn't. It only looks, a little bit, like it does, from here, like an ant at the foot of an oak tree. He doesn't have a clue that it's a tree; it's the beginning of the wall round the world, to him.)
Alıntı, şefkatin sıklıkla bir zayıflık olarak yanlış anlaşıldığı fikrini yansıtıyor. Gerçekte daha geniş bir perspektiften bakıldığında güç ve derinlik taşır. Anlatıcı, şefkate sınırlı bir bakış açısıyla bakmanın, tıpkı bir karıncanın meşe ağacının enginliğini kavramaya çalışması gibi, yanlış anlamalar yaratabileceğini öne sürüyor. Bu görüntü, sınırlı perspektiflerin daha büyük gerçeklere dair anlayışımızı nasıl çarpıtabileceğini gösteriyor.
Filozoflardan söz edilmesi ve mükemmel bir yer arayışı, daha derin bir bilgelik ve anlayış arayışını sembolize eder. Bu, şefkat ve güç hakkındaki gerçek içgörülerin, anlık algımızın ötesinde bir alanda var olduğu anlamına gelir. Eğer bu derin anlayışa ulaşabilseydik, şefkatin bizi zayıflatmadığını; bunun yerine bizi bireysel deneyimlerimizi aşan daha büyük bir gerçekliğe bağlar.