Son asla başlangıca değmez.
(The end is never worth the beginning.)
Vali Myers'ın bu alıntısı, anlamlı başlangıçlar olmayan sonların değeri ve çoğu zaman beyhude çabası üzerine derin bir düşünceyi özetlemektedir. Herhangi bir bölümün, yolculuğun veya arayışın sonucunun, öncesinde amaçlı veya tatmin edici bir başlangıç olmadığı sürece gerçek bir değer taşımadığını ileri sürer. Yaşamın pek çok alanında sonuçlara veya nihai sonuçlara odaklanma eğilimindeyiz, bazen ilk kıvılcımın (başlangıçta harcanan coşku, niyet ve çabanın) sonraki her şeyin temelini oluşturduğunu unutuyoruz. Zorlayıcı veya gerçek bir başlangıç olmadan, son, amaçlı bir başlangıcın önemini vurgulayarak içi boş veya önemsiz görünebilir. Bilinçli başlangıçlar, tüm deneyimin tonunu belirler ve sona ilişkin algılarımızı şekillendirir. Bu fikir aynı zamanda kişisel gelişime de yansıyabilir; eğer durumlara aceleyle girersek ya da ilk çabalarımızı onaylamadan bir kenara bırakırsak, nihai sonuçlar boş ya da ödüllendirici görünmeyebilir. Gerçek değer genellikle sonuçtan ziyade süreçte bulunur. İlişkilerde, kariyerde ya da yaratıcı arayışlarda anlamlı bir başlangıç, bitişin önemini artırabilir, onu sadece bir sonuç değil aynı zamanda büyüme ve azmin bir yansıması haline getirebilir. Tersine, zayıf veya yüzeysel bir başlangıç, çabanın özgünlük veya tutkudan kaynaklanmaması nedeniyle sonu anlamsız hale getirebilir. Başlangıçların öneminin farkına varmak, bizi ilk adımlarımıza özen ve düşünce harcamaya teşvik eder; bunların sonunda değerli gördüğümüz şeyleri önemli ölçüde etkilediğini biliriz. Sonuçta, yaşamın en tatmin edici deneyimleri çoğu zaman gerçek ve ilham verici bir başlangıç oluşturmaya dayanır; bu başlangıç, sonu hayal kırıklığı yaratan bir sonuçtan ziyade uygun bir sonuç haline getirir.