Sonra onlar da samanla doldurulmuş şiltelerin üzerine uzanıyorlar, sineklerin onları uyutmak için vızıldayan müziğini duyuyorlar, uyurken birbirlerinin ellerini tutuyorlar, aşkın dünyada iradesini nasıl yerine getirdiğini düşünüyorlar.
(Then they, too, lay down on mattresses stuffed with straw, hearing the music of the flies to buzz them to sleep, holding each other's hands as they dozed, thinking of the miracles by which love works its will in the world.)
Anlatılan huzurlu anda, karakterler samanla doldurulmuş şiltelerin üzerinde uzanırken birbirlerinin varlığında rahatlık buluyorlar. Sineklerin hafif vızıltısı rahatlatıcı bir fon görevi görüyor ve aralarındaki bağı güçlendiren sakin bir atmosfer yaratıyor. Uykuya dalarken el ele tutuşuyorlar, bu da aralarındaki bağı ve ortak deneyimleri simgeliyor.
Uykuya yenik düşerken akılları aşkın inanılmaz doğasına ve dönüştürücü gücüne kayar. Bu yansıma, sevginin hayatları üzerindeki derin etkisini vurguluyor, sevginin nasıl beklenmedik şekillerde ortaya çıkabileceğini ve çevrelerindeki dünyada merak duygusunu nasıl geliştirebileceğini gösteriyor.