Bayrağa saygısızlığı cezalandırarak kutsamıyoruz, çünkü böyle yaparak bu aziz amblemin temsil ettiği özgürlüğü sulandırıyoruz.
(We do not consecrate the flag by punishing its desecration, for in doing so, we dilute the freedom this cherished emblem represents.)
Bu alıntı, bayrak gibi özgürlük simgelerine gerçek saygının, muhalifleri bastırmak veya saygısızlık olarak algılanan eylemleri cezalandırmak değil, simgeledikleri özgürlükleri desteklemek olduğu ilkesiyle derinden örtüşüyor. Bir amblemi korumanın, ona saygısızlık edebilecek kişilere karşı cezai tedbirler gerektirdiği şeklindeki geleneksel düşünceye meydan okuyor. Bunun yerine, bir bayrağın temsil ettiği şeyin özünün -özgürlüğün- ona saygısızlık için sert cezalar uygulanmasıyla zayıflatılabileceğine dair ikna edici bir argüman sunuyor. Tartışmalı veya saldırgan olsa bile, görüş ayrılığını ifade etme özgürlüğü demokratik bir toplumun merkezinde yer alır. Bayrağa saygısızlığın cezalandırılması, ifade özgürlüğünün sınırlandığı bir emsal teşkil etme ve dolayısıyla özgürlüğün temelini aşındırma riskini taşır.
Yargıç William J. Brennan Jr. tarafından dile getirilen bu bakış açısı, vatanseverliğin ve ulusal sembollerin korunmasının gerçek anlamı üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor. Sembollerin gücünü ve kutsallığını körü körüne zorlamalardan değil, içinde barındırdıkları ideallerden ve bu ideallerin bireylerde gördüğü saygıdan aldığını hatırlatır. Başka bir deyişle, bir ulusun gücü, muhalefete verdiği tepkinin şiddetiyle değil, muhalefetin temsil ettiği özgürlüklere olan hoşgörüsü ve bağlılığıyla yansıtılır. Bu yaklaşım, sembolik eylemler yerine demokrasinin temel değerlerine öncelik vererek vatandaşları bayrağa ve bayrağın neyi temsil ettiğine bireysel haklara ve kolektif ilkelere saygı gösterecek şekilde katılmaya teşvik eder.