Moğolları düşündüğümde, New York'un fiilen sahibi olan Donald Trump gibi düşünüyorum. Bu bir imparator. Çok daha fazlasına doğru gidiyormuşum gibi hissediyorum ama imparator olmak gerçekten ciddi bir şey. Kolayca ortalıkta dolaşan bir kelime olduğunu düşünüyorum.
(When I think about moguls, I think like Donald Trump who... owns NYC practically. That's a mogul. I feel like I'm on my way to a lot more, but mogul is a really serious thing. I think it's a word that gets thrown around easily.)
Alıntı, gündelik kullanım ile imparator olmanın gerçek önemi arasındaki ayrımı vurguluyor. Konuşmacı, Donald Trump gibi bazı bireylerin, özellikle New York gibi büyük bir şehirde, geniş nüfuzları ve sahiplikleri sayesinde nasıl bir imparator statüsüne örnek teşkil ettiklerini düşünüyor. Hırsın ve daha büyük başarıya ulaşma arzusunun kabulü var, aynı zamanda 'monoğul'un ciddi ve sıklıkla yanlış anlaşılan bir terim olduğu vurgulanıyor. Bu perspektif bizi, gerçek etkinin rollerini ve bu saygınlığın getirdiği sorumluluğu düşünmeye davet ederek, başlığın ardındaki sıkı çalışmaya ve etkiye saygı gösterilmesini teşvik ediyor.