Tek başıma çalıştığımda bu, tuvalle uğraşmak gibi olabiliyor. Belki parçaların üzerini boyarsınız ve o kendi hayatını oluşturmaya ve sizi bir yöne yönlendirmeye başlar. Sezgisel, bilinçaltı bir süreç haline gelir.
(When I work alone, it can be like dabbling with a canvas. Maybe you paint over bits, and it starts to form its own life and lead you off in a direction. It becomes an intuitive, subconscious process.)
Bu alıntı, yaratıcı kendiliğindenliğin özünü ve sanatsal ifadenin organik doğasını güzel bir şekilde yakalıyor. Tek başına çalışırken, süreç titiz planlamadan ziyade sezginin ellere rehberlik etmesine izin vermeye dönüşür. Tuval üzerindeki parçaların üzerine resim yapma metaforu, sanki sanat eserinin kendine ait bir zihni varmış gibi, yaratıcılığın doğal olarak geliştiğini öne sürüyor. Bu bilinçaltı etkileşim çoğu zaman özgün ve beklenmedik sonuçlarla sonuçlanır ve kişinin içgüdülerine güvenmenin önemini vurgular. Bu akışkan, neredeyse mistik süreci benimsemek, daha özgün ve ilgi çekici sanat veya fikirlere yol açabilir, katı kısıtlamalardan özgürleşme duygusu sağlayabilir ve deneyi teşvik edebilir.