Değişimi kural olarak hoş karşılamalısınız ama yöneticiniz olarak değil.
(You must welcome change as the rule but not as your ruler.)
Denis Waitley'in bu sözü, hayatımızdaki değişime yön verirken korumamız gereken hassas dengeyi kısa ve öz bir şekilde yansıtıyor. Değişim inkar edilemez bir şekilde varoluşumuzun doğal ve sürekli bir yönüdür; çevremizin, deneyimlerimizin ve bakış açılarımızın nasıl geliştiğini belirleyen bir şeydir. Bizi "değişimi kural olarak kabul etmeye" çağıran Waitley, değişime direnmek yerine doğal, kaçınılmaz bir süreç olarak benimsemenin önemini vurguluyor. Bu kabullenme, yaşamdaki değişimlerin kaçınılmaz gel-gitlerine uyum sağlamamıza, öğrenmemize ve büyümemize olanak tanır.
Ancak alıntının son kısmı olan "ama sizin yöneticiniz olarak değil" çok önemli bir karşı nokta sunuyor. Kimliğimizi yönettiği veya aldığımız her kararı dikte ettiği ölçüde, değişimin baskı altına alınmasına veya bunaltılmasına karşı bizi uyarır. Değişim sürekli olsa da, kendimizi her değişimin veya eğilimin kölesi haline getirmek, istikrarsızlığa veya temel değer ve amaç kaybına yol açabilir. Bizi anlayışlı olmaya, özerkliğimizden vazgeçmeden veya her dış değişime tepki göstermeden değişimi kabul etmeye davet eder.
Özünde, bu alıntı bizi dirençliliği geliştirmeye teşvik ediyor: değişimi bir diktatörden ziyade bir yol gösterici olarak gören bir zihniyet. Bu perspektif dengeyi teşvik eder: Kurbanlardan ziyade değişimin esnek ve proaktif temsilcileri oluruz. Kişisel ve profesyonel anlamda bilgelik kazandırır ve ilkelerimizi gözden kaçırmadan değişimden yapıcı bir şekilde yararlanmamızı hatırlatır. Hızla gelişen bir dünyada bu öğreti, belirsizlik ortamında dengeyi, amacı ve özgünlüğü korumak için özellikle hayati öneme sahiptir.