Güçlü bir erkeğin bir kadına karşı baskın olması gerekmez. Gücünü, kendisine sevgisi olan zayıf bir kadına karşı koyamaz. Onu dünyayla eşleştiriyor.
(A strong man doesn't have to be dominant toward a woman. He doesn't match his strength against a woman weak with love for him. He matches it against the world.)
Bu alıntı, gerçek gücün ve erkekliğin özünü vurguluyor ve gerçek gücün başkaları, özellikle de kadınlar üzerinde tahakküm kurma veya kontrol etme yoluyla gösterilmediğini vurguluyor. Bunun yerine güç, kişisel ilişkilerde alçakgönüllülüğü ve saygıyı korurken dayanıklılık, dürüstlük ve dış zorluklarla yüzleşme kapasitesiyle ilgilidir. Bir adam gücünü yalnızca bir kontrol aracı olarak algıladığında insanlığını azaltır ve gerçek liderlik ve şefkat potansiyeline ihanet eder. Tersine, gerçek gücün, sevdiklerini korkutmadan veya baskı altına almadan korumayı ve güçlendirmeyi gerektirdiğini anladığında, daha derin bir erkeklik biçimini somutlaştırır. Bir erkeğin mücadelesinin bir kadını sevgiyle alt etmek değil, dünyayı yönetmek olduğu fikri, büyük gücün büyük sorumluluk getirdiği anlamına gelir. Gerçek gücün özel olarak değil, dayanıklılık, kararlılık ve ahlaki cesaretin gerçekten değerli olduğu dış zorluklar arenasında test edildiğini öne sürüyor. Bu bakış açısı dengeli bir bakış açısını teşvik eder ve bir erkeğin gerçek başarısının, kişisel ilişkilerde yüzeysel olarak hakimiyet kurmaktan ziyade, hayatın zorluklarıyla onurlu bir şekilde yüzleşme yeteneğinde yattığını savunur. Gerçek gücün, kontrol veya boyun eğdirmekten ziyade saygı, şefkat ve koruma ve yükseltme kapasitesinden kaynaklandığı fikrini destekler. Böyle bir zihniyet, daha sağlıklı ilişkileri ve daha eşitlikçi bir toplumu teşvik eder; burada güce, başkalarını korkutma veya hükmetme kapasitesinden dolayı değil, ahlaki ve duygusal derinliğinden dolayı hayranlık duyulur.