Aktörler çeşitli roller üstlenmek için buradalar ve biz başka bir karakteri temsil ediyoruz. Bizi ekranda canlandırdıklarımıza göre yargılayamazsınız.
(Actors are here to perform various kinds of roles and we represent some other character. You can't judge us by what we portray on screen.)
Bu alıntı, bir oyuncunun ekrandaki kişiliği ile gerçek kişisel kimliği arasındaki ayrımın altını çiziyor. Tüm sanatçılar gibi aktörlerin de hikaye anlatmak, duyguları uyandırmak ve izleyicileri eğlendirmek için farklı karakterler benimsediğini hatırlatmak isteriz. Bu zanaat, genellikle kişinin kendi kişiliğini geçici olarak bastırmasını ve farklı özellikleri ve geçmişleri somutlaştırmasını gerektiren bir başkasının yerine geçmeyi içerir. Bu süreç, oyuncunun becerisinin ve bağlılığının bir kanıtıdır, ancak aynı zamanda popüler yargıdaki bir yanlış kanıyı da vurgular: canlandırdıkları rollerin gerçek benliklerini yansıttığı varsayımı.
Günümüzün medya odaklı dünyasında, izleyicilerin bir aktörün ekrandaki karakterini gerçek hayattaki kişiliğiyle birleştirme eğilimi var ve bu da yersiz yargılara veya stereotiplere yol açıyor. Bu alıntı, bir karakterin ekrandaki özelliklerinin, oyuncunun ahlaki karakterini veya ekran dışındaki kişisel inançlarını tanımlamadığını kabul ederek daha incelikli bir anlayışı savunuyor. Zanaatlarında yer alan sanatın kabul edilmesiyle sanatçılara empati ve saygı gösterilmesi çağrısında bulunur.
Dahası, bu bakış açısı izleyicileri bir sanat formu olarak oyunculuğun karmaşıklığını takdir etmeye davet ediyor; hikayeye hizmet etmek için kendini dönüştürmek, çoğu zaman gerçek hayattaki görüşlerinden önemli ölçüde sapmak. Sanatı sanatçıdan ayırmayı teşvik eder ve performansların kişisel kimliğin yansımaları yerine yaratıcı ifadeler olarak izlenmesini teşvik eder. Böyle bir zihniyet sadece oyunculara saygıyı geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda kişinin hikaye anlatımına ve gösteri sanatlarındaki sayısız beceriye olan takdirini de artırır.