Edebi kültüre gelince, Birliğe karşı bu kadar dirençli olması beni büyülüyor. Örneğin, T.S. Eliot bu topraklarda şair olmak istiyordu; bir İngiliz şairi olarak değil, Anglikan bir şair olmak istiyordu.
(As regards literary culture, it fascinates me that it has been so resilient to the Union. For example, when T.S. Eliot wanted to become a poet in these lands, it wasn't as an English poet, it was an Anglian poet he wanted to be.)
Bu alıntı, siyasi birlikleri aşan kültürel ve edebi kimliklerin kalıcı gücünü vurguluyor. Sanatsal ve edebi özlemlerin, Birlik gibi daha büyük siyasi oluşumlar içinde bile sıklıkla kendilerine özgü bölgesel kimliklerini koruduklarını vurguluyor. T.S. Eliot'un yalnızca bir İngiliz şairi olarak değil, bir Anglikan şairi olarak tanınma arzusu, derin bir bölgesel gurur ve kültürel bağımsızlık duygusunu yansıtıyor. Bu dayanıklılık, kültürel kimliğin, daha geniş birleşmelerin ortasında bireysel ve kolektif benlik duygusu için hayati bir temel olarak hizmet ederek, siyasi değişimlerden nasıl daha uzun süre dayanabileceğinin altını çiziyor.