Yaz aylarında bir noktada, John'dan bir mektupum olmadığı ortaya çıktı. Biz sadece nadiren çok uzaktaydık.
(At a point during the summer it occurred to me that I had no letters from John, not one. We had only rarely been far or long apart.)
Joan Didion'un "Büyülü Düşünme Yılı" nda, yazar, John'dan herhangi bir mektup almadığını fark ettiği bir anı yansıtıyor. Bu yokluk, özellikle yıllar boyunca paylaştıkları yakın ilişkiyi göz önünde bulundurarak, onu önemli ölçüde vurdu. Fiziksel ayrımlarının nadirliği bu farkındalığı daha da dokunaklı hale getirdi.
Didion'un John'dan yazışma eksikliği sadece bağlantılarını vurgulamakla kalmaz, aynı zamanda duygusal sıkıntısının derinliğini de vurgular. Kaybına eşlik edebilen keskin boşluğun bir hatırlatıcısı olarak hizmet eder, bu da anılarından ve ortak yaşamlarının gerçekliğinde gezinirken kederini daha elle tutulur hale getirir.