Ancak insanlar, er ya da geç sonuçlarına katlanmadan asla Tanrı'nın yasalarını ihlal etmezler.
(But men never violate the laws of God without suffering the consequences, sooner or later.)
Bu alıntı ahlak ve sorumlulukla ilgili temel bir prensibin altını çiziyor. Eylemlerin, özellikle de ilahi veya ahlaki yasalara aykırı olanların kaçınılmaz olarak sonuçlara yol açacağı fikrinin altını çiziyor. Bu, kişisel bütünlüğün ve daha yüksek ilkelere bağlılığın sonuçta ödüllendirildiğini, ihlallerin ise genellikle bir bedeli olduğunu hatırlatmak olarak görülebilir. Hayatta, etik sınırları veya manevi yasaları göz ardı edenlerin, seçimleri sonucunda aksilikler, acılar veya rahatsızlıklar yaşayabileceğini sıklıkla görürüz. Nihai sonuçlar kavramı sabrın ve vicdanın önemini vurgulayarak adaletin veya dengenin zamanla kendini toparlayacağını öne sürüyor. Aynı zamanda bireyleri, sahtekârlığın ya da zararın anında kazanç getirebileceğini ama sonunda acıya ya da kayba yol açacağını bilerek, doğru davranmaya teşvik eder. Bu kavram, ilahi adaletin kaçınılmaz ve tarafsız kabul edildiği birçok manevi ve felsefi öğretide yankı bulmaktadır. Bunu kabul etmek sorumluluk duygusunu geliştirebilir ve bizi anlık kazançlar aramak yerine eylemlerimizin uzun vadeli etkilerini düşünmeye teşvik edebilir. Sonuçta bu alıntı bize ahlaki disiplinin doğal hukukla uyumlu olduğunu ve böyle bir sisteme duyulan güvenin kişisel ve toplumsal bağlamlarda ahlaki bütünlüğü ve hesap verebilirliği güçlendirdiğini hatırlatır.