Geceleri, olmamanız gereken bir yerde olduğunuzda, gün ışığında gayet iyi gidebileceğiniz bir yer olsa bile her şey bir maceraydı ve o zamanlar sadece sıradandı.
(Everything was an adventure, at night, when you were where you shouldn't be, even if it was somwhere you could go perfectly well in daylight, and it was then only ordinary.)
Alıntı, geceleri alışılmadık yerleri keşfetmenin heyecanını ve heyecanını yansıtıyor ve gecenin tanıdık ortamlarda bile bir macera duygusu getirdiğini öne sürüyor. Bu, aynı mekanların güvenli ve rutin oldukları gündüz saatlerinde nasıl sıradan hissettikleri ile tezat oluşturuyor.
Özünde McKinley, bilinmeyenin cazibesini ve güneş battıktan sonra gündelik ortamların olağanüstü deneyimlere dönüşmesini vurguluyor. Bu bakış açısı, etraflarındaki dünyayı keşfetmenin heyecanını arayanlarda yankı uyandıran bir merak duygusu ve macera özlemi uyandırır.