Kederin en genel olanı kaldığı göz önüne alındığında, literatürü dikkat çekici bir şekilde yedek görünüyordu.
(Given that grief remained the most general of afflictions its literature seemed remarkably spare.)
"Büyülü Düşünme Yılı" adlı kitabında Joan Didion, hayatımızı ve algılarımızı nasıl etkilediğine yansıyan kederin derin temasını araştırıyor. Kederin yaygın bir insan deneyimi olmasına rağmen, Didion, onu ele alan literatürün şaşırtıcı bir şekilde sınırlı olduğunu gözlemliyor. Bu kıtlık, böylesine karmaşık bir duygusal durumun ifade edilmesinin karmaşıklığını vurgular, bu da birçok kişinin kayıpla ilgili duygularını ifade etme veya yüzleşmek için mücadele ettiğini düşündürür.
Didion, dokunaklı anlatısı sayesinde, yas tutan kişisel deneyimlerine derinlemesine dalıyor ve sıklıkla kederde olanların hissedilen izolasyonunu gösteriyor. Sunduğu nüanslı keşif, okuyucuları zor duyguları ve kaybın daha geniş sonuçlarını göz önünde bulundurmaya davet ederek keder evrensel olsa da, literatürdeki temsilinin yetersiz kaldığını vurguluyor. Bu boşluk, derin kederi kelimelere çevirmenin zorluğunu ifade eder, Didion'un cesurca üstlendiği bir çaba.