İyilik yapmaktan en az hoşlanan kişi, aynı zamanda ihmal edilmeye içerlemeyi de en az düşünmelidir; Bir ayrıcalık reddedildiği için incinmiş hissetmek, yalnızca ona sahip olma konusunda aşırı bir iştahtan kaynaklanabilir.
(He who least likes courting favour, ought also least to think of resenting neglect; to feel wounded at being refused a distinction can only arise from an overweening appetite to have it.)
[Markdown formatı]
Bu alıntı, sosyal tanınma ve kişisel değer konularında alçakgönüllülüğün ve öz farkındalığın önemini vurgulamaktadır. Başkalarının onayını veya iyiliğini aramaya en az istekli olan bireylerin, aynı zamanda göz ardı edildiklerinde veya göz ardı edildiklerinde gücenmeye de en az eğilimli olmaları gerektiğini öne sürüyor. Genellikle, onaylanmayı yoğun bir şekilde arzulayanlar, bu onaylanma engellendiğinde veya reddedildiğinde incinmiş veya hakarete uğramış hissetmeye daha yatkındırlar. Böyle bir paradoks, insanın kendini aşırı önemsemeye ve dış onaya bağımlı olmaya yönelik eğilimlerini ortaya koyuyor.
Bunun altında yatan mesaj, kişinin tanınmaya yönelik tutumunun, onun iç dengesini ve özgüvenini yansıttığıdır. Eğer bir kişi başkalarının fikirlerinden bağımsız olarak kendi bütünlüğüne ve öz değerine gerçekten değer veriyorsa, reddedilmekten etkilenme olasılığı daha düşüktür. Tersine, içsel bir memnuniyet ve alçakgönüllülük duygusu geliştiren bir kişi, ihmali veya kayıtsızlığı acı çekmeden kabul edebilir.
Bu içgörü özellikle sosyal ve profesyonel bağlamlarla ilgilidir ve bize kabul ve reddedilmeye karşı motivasyonlarımızı ve duygusal tepkilerimizi incelememizi hatırlatır. Dışarıdan onay alma takıntısının muhakeme yeteneğimizi bulanıklaştırabileceğini ve gereksiz acılara neden olabileceğini kabul etmek, bizi dirençlilik ve alçakgönüllülük geliştirmeye teşvik eder. Aynı zamanda gerçek gücün içeriden geldiği ve dış onayın daha az sonuç doğurduğu bir perspektifi de savunur.
Genel olarak bu alıntı, kişisel gelişime ve daha sağlıklı ilişkilere büyük ölçüde katkıda bulunan, kibir yerine alçakgönüllülüğe ve dış övgü yerine içsel tatmine değer veren dengeli bir kişisel görüşü savunuyor.