Ev, hafızasının gerisinde sadece donuk bir ağrıydı. Gözlerinde bir yorgunluk.
(Home was merely a dull ache in the back of his memory. A tiredness in his eyes.)
Orson Scott Card'ın "Ender's Game" adlı eserinde baş kahraman, rahatlık veren bir yerden ziyade uzak ve acı verici bir hatırlatmaya dönüşen ev kavramıyla boğuşuyor. Bu ifade, evin özlem ve nostalji duygusu uyandırdığını, zihninde kalıcı bir duygusal yorgunluk yarattığını öne sürüyor. Bu bakış açısı, deneyimlerinin, ev anlayışını ait olmaktan ziyade üzüntüyle ilişkilendirilen bir şeye nasıl dönüştürdüğünü vurguluyor.
Gözlerindeki yorgunluk hissi anılarının yükünü ve karşılaştığı mücadeleleri yansıtıyor. Masumiyetin kaybolduğuna ve ona yüklenen beklentilerin ağırlığına işaret eder. Ender zorlukların üstesinden gelirken, gerçek bir ev duygusunun yokluğu, onun yalnızlığını ve yolculuğunun duygusal yükünü vurguluyor ve sonsuza kadar ulaşamayacağı görünen sıcaklık ve güvenliğe özlem duymasına neden oluyor.