Değerli şeyleri sevmiyorum; Kendim için mücevherlere binlerce dolar harcamıyorum. Hurdacı dükkanına girip beş dolara bir şeyler bulmayı seviyorum. Bu benim tarzım.
(I don't like precious things; I don't spend thousands of dollars on jewellery for myself. I like going into a junk store and finding something for five dollars. That's my style.)
Bu alıntı, maddi aşırılık yerine özgünlük ve bireysellik tercihinin altını çiziyor. Konuşmacı, keşfetmenin heyecanını değerli bulur ve alışılmadık yerlerde bulunan nesnelerin benzersizliğini takdir eder. Yüzeysel lüksün üzerinde kişiliğe ve karaktere değer veren bir tarzı yansıtıyor. Böyle bir yaklaşımı benimsemek, seri üretilen veya aşırı fiyatlı ürünlere güvenmek yerine, sürdürülebilirlik duygusunu ve eşyalarla kişisel bağ kurmayı teşvik edebilir. Toplumsal zenginlik ve lüks baskılarına uymak yerine, anlamlı deneyimler ve kimliklerinin gerçek ifadelerini arayanlar arasında yankı uyandırıyor.