Asla uyum sağlamam. Ben gerçek bir alternatifim. Ve ben dışlanmış olmayı seviyorum. Benim hayattaki rolüm bu, dışlanmış olmak.
(I never fit in. I am a true alternative. And I love being the outcast. That's my role in life, to be an outcast.)
Bu alıntı, benzersizliğini benimseyen ve farklı olmayı zayıflık yerine güçlülük olarak gören bireylerde yankı uyandırıyor. Kişinin kendi yolunu çizmesinin ve toplumsal normlardan uzak durmanın gerçek anlamda kendini kabullenmeyi ve özgünlüğü geliştirebileceği fikrini destekler. Genellikle olumsuz algılanan dışlanmış kişi, burada kendini derinlemesine anlayan ve bireyselliğinden gurur duyan biri olarak kutlanıyor. Bu rolü benimsemek kişisel özgürlüğe ve amaç duygusuna yol açarak başkalarına da kendi alışılmadık niteliklerine değer verme konusunda ilham verebilir.