Bir keresinde Facebook'ta bir arkadaşımın omzunun üzerinden baktım ve bu bana hiyeroglif gibi göründü. Elbette çevrimiçi ortamda liyakat var, ancak sosyal medya süper garip bir hal alıyor. Bundan üç nesil sonra çevrimiçi insanların haftanın hangi tarihi veya günü olduğunu unuttuğunu hayal edin.
(I once looked over the shoulder of a friend on Facebook and it looked like hieroglyphs to me. There's merit online, of course, but social media gets super freaky. Imagine if three generations from now, people online have forgotten what date or day of the week it is.)
Bu alıntı, dijital etkileşimlerimizin geçici ve bazen kafa karıştırıcı doğasının altını çiziyor. Sosyal medyanın iletişime, hafızaya ve kültürel alışverişe hakim olduğu bir çağda, tarihler, tarihi yerler ve hatta temel kronolojik işaretler gibi somut, somut kavramları sıklıkla gözden kaçırıyoruz. Hiyeroglifleri görüntüleyen birinin görüntüsü, bazı çevrimiçi içeriklerin yabancılara veya mevcut sembollere ve geleneklere aşina olmayan gelecek nesillere ne kadar yabancı ve şifreli görünebileceğini vurguluyor. Dijital platformların, mevcut bağlamlarının ötesinde anlaşılamayacak veya kalıcı olamayacak kendi dillerini, geleneklerini ve sembollerini nasıl oluşturdukları konusunda düşünmeye teşvik ediyor. Sosyal medya hızla gelişmeye devam ederken, gelecek nesillerin zamanı ve tarihi anlamamıza yardımcı olan temel işaretlerden kopabileceği endişesi var. Tarihsel olarak medeniyetler, bilgiyi zaman içinde aktarmak için fiziksel eserlere, sözlü geleneklere ve yazılı kayıtlara güveniyordu. Artık fizikselliğin yerini doğası gereği daha geçici olan ve kaybolmaya veya yanlış yorumlanmaya daha yatkın olan dijital veriler alıyor. Bu durum dijital okuryazarlık, koruma ve bağlamsal anlayışın önemi hakkında soruları gündeme getiriyor. İster kişisel hatıralar ister toplumsal kayıtlar yoluyla olsun, insan hafızasının kırılganlığı ve benzersizliği üzerinde düşünmenin belli bir güzelliği var. Sosyal medyanın kullanışlılığı ve bağlanabilirliği ile anlamlı bilginin korunması ve kültürel sürekliliğin nasıl dengeleneceğini düşünebiliriz. Sonuç olarak, bu alıntı bizi gelecek nesillerin dijital çağımızı nasıl algılayacakları ve bugün doğal karşıladığımız sembollerin, geleneklerin ve bilgilerin kalıcı mı yoksa belirsizliğe mi gömüleceği üzerine düşünmeye davet ediyor.