Bana sokaklarda isyan çıkacağı söylendi ama herhangi bir isyan olmadı.
(I was told there would be riots in the streets, but there were no riots.)
Bu alıntı beklentilerin gerçekliğe karşı öngörülemezliğini vurguluyor. Çoğu zaman, belirli olayların, özellikle de isyanlar gibi olumsuz veya kaotik olayların meydana geleceği konusunda uyarılırız veya buna inanmaya yönlendiriliriz. Bu uyarılar algılarımızı ve beklentilerimizi şekillendirebilir, bazen gereksiz korku veya endişeye neden olabilir. Ancak gerçeklik her zaman korkularımızla veya varsayımlarımızla örtüşmez; bu hem rahatlatıcı hem de ufuk açıcı olabilir. Bizi, bilginin bize nasıl sunulduğuna ve bunların ne kadarının korku tacirliğinden veya gerçekleşmeyebilecek uyarıcı tavsiyelerden kaynaklandığına ilişkin mekanizmaları düşünmeye davet ediyor. Beklenti ve deneyim arasındaki bu kopukluk aynı zamanda sosyal ve politik ortamların öngörülemezliğini de vurguluyor; durumlar, korkunç tahminlere rağmen barışçıl bir şekilde çözülebilir veya tam tersi. Bu tür sürprizler, abartılı veya asılsız olabilecek tahminlere aşırı güvenmekten kaçınarak dengeli bakış açılarını korumayı hatırlatıcı görevi görür. Bunda belli bir alçakgönüllülük dersi var: Geleceğin doğası gereği belirsiz olduğunu ve algılarımızın çoğunlukla medya kaynaklı ya da tarihsel korkulardan kaynaklanan anlatılardan etkilendiğini kabul etmek. Dünyanın gidişatının genellikle beklenenden daha karmaşık ve daha az dramatik olduğunu anlayarak tahminlere eleştirel düşünme ve sabırla yaklaşmamızı teşvik eder. Sonuçta bu alıntı, tepkilerimizi ve kararlarımızı korkulardan ziyade gözlemlere dayandırmanın ve en çok beklenen sonuçların her zaman gerçekleşmeyebileceği ihtimaline açık olmanın öneminin altını çiziyor.