İsrail gibi güvenli, demokratik bir dosta, stratejik bir ortağa sahip olmak, büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi çıkarınadır.
(It's overwhelmingly in the self-interest of the United States of America to have a secure, democratic friend, a strategic partner like Israel.)
Başkan Joe Biden'ın bu sözü, ABD ile İsrail arasındaki stratejik ve ideolojik uyumun altını çiziyor. "Kişisel çıkar" vurgusu, ulusal güvenliğin ve karşılıklı yararların en üst düzeyde olduğu dış politikada pragmatik bir yaklaşımın altını çiziyor. Biden, İsrail'i "güvenli" ve "demokratik" olarak tanımlayarak yalnızca İsrail'in siyasi sistemini kabul etmekle kalmıyor, aynı zamanda ortaklığı güçlendiren ortak değerleri de vurguluyor. Bu ilişki salt diplomasinin ötesine geçiyor; ortak savunma çıkarlarına ve demokratik ilkelere dayanan uzun süredir devam eden bir ittifakı yansıtıyor.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında Biden'ın iddiası, ortak idealler üzerine kurulu ittifakların çoğunlukla daha güçlü işbirliği bağlarına yol açtığı fikrinin pekiştirilmesi olarak görülebilir. "Stratejik ortağa" sahip olma kavramı, diplomasinin hem felsefi uyumluluk hem de somut güvenlik kaygılarına dayandığını vurguluyor. Bölgesel güvenlik dinamiklerinin birbiriyle çatışan birçok çıkarı içerdiği Orta Doğu'nun değişken jeopolitik ikliminde, güvenilir ve demokratik bir müttefike sahip olmak, ABD'ye kritik bir dayanak noktası sağlıyor.
Üstelik alıntı, dış politikada sürekliliğin öneminden bahsediyor ve değişen yönetimlere rağmen ilişkinin hayati kaldığını gösteriyor. Bu tür açıklamalar müttefiklere güven veriyor ve düşmanlara ABD-İsrail ortaklığının gücü konusunda bir sinyal gönderiyor. Kişisel çıkar ve karşılıklı yarar çerçevesinde şekillenen bir ittifak, her iki tarafın da söz konusu riskleri ve ayrıcalıkları anlaması nedeniyle hesap verebilirliği de teşvik eder. Genel olarak bu alıntı, ABD-İsrail ittifakının özünü güvenlik, demokrasi ve stratejik gereklilik üzerine inşa edilmiş bir ittifak olarak kısa ve öz bir şekilde yansıtıyor.