İlk yılımda herkes beni severdi. İkinci yılımda bu tür bir sevgiyi göremiyordum.
(My first year everyone loved me. I was not getting that kind of love in my second year.)
Bu alıntı, kişisel gelişimin genellikle öngörülemeyen doğasını ve yolculuğumuzun farklı aşamalarında deneyimlediğimiz değişken algıyı vurguluyor. Başlangıçta, ilk aşamalarımızda insanlar daha kabul edici ve destekleyici olma eğilimindedirler, bunun nedeni belki de yeni ve istekli olmamız ve potansiyelimizin onların gözünde taze olmasıdır. İlk yıl, akranların, mentorların veya topluluğun onaylandığı, takdir edildiği ve hatta hayranlık duyduğu bir dönem gibi hissedilebilir. Ancak zaman ilerledikçe gerçeklik sıklıkla değişir. Beklentiler değişir, sonuçlar daha fazla incelenir ve yenilik geçerliliğini yitirir. İkinci yıl, ilk desteğin azalmasıyla birlikte bir hayal kırıklığı veya meydan okuma duygusu getirebilir ve çaba, ısrar ve bazen başarısızlığın sert gerçekleriyle karşı karşıya kalırız. İnsan deneyiminin (kişisel gelişim, kariyer veya ilişkiler olsun) temel bir yönünün altını çiziyor: sevgi, tanınma ve destek sürekli değil, gel-git şeklindedir. Bu alıntı bize, daha az hayranlık duyulan dönemlerde dirençli kalmamızı ve bu aşamaların büyümenin ayrılmaz bir parçası olduğunu anladığımızı hatırlatıyor. Kişinin kendisi hakkında en çok şeyi öğrendiği, içsel gücü oluşturduğu ve amaçlarını daha iyi hale getirdiği yer bu daha sessiz, daha düşünceli zamanlardadır. Sevginin veya onayın değişkenlik gösterdiğini kabul etmek, kayıtsızlığı caydırır ve azmi teşvik eder, değişen dış onaylara rağmen bizi kararlı kalmaya iter. Sonuçta, aksiliklerin ve azalan övgünün geçici olduğu ve uzun vadede gerçekten önemli olan şeyin tutarlı çaba ve kendine inanma olduğu, hayatın karmaşıklıklarına dair gerçekçi bir tablo çiziyor.