İnsanlar kalkınma istiyor. Herkes bunun ne anlama geldiğini bilmiyor. İşlerle aynı. Herkes işin ne olduğunu bilmiyor ama insanlar iş istiyor.
(People want development. Not everyone knows what it means. Same as jobs. Not everyone knows what a job is, but people want jobs.)
Bu alıntı, insan arzusunun temel bir yönünü vurgulamaktadır: doğuştan gelen ilerleme ve fırsat arzusu. Bireylerin aradıklarıyla takip ettikleri kavramları anlamaları arasındaki ortak kopukluğun altını çiziyor. Örneğin, gelişme arzusu çoğu zaman gelişme, büyüme ve daha iyi bir yaşam kalitesine duyulan özlemi sembolize eder. Ancak pek çok kişi kalkınmanın neyi gerektirdiğini (ekonomik büyüme mi, kişisel gelişim mi, yoksa sosyal ilerleme mi) açıkça anlayamayabilir. Benzer şekilde, iş arzusu, bireyler istihdamın doğası, sorumlulukları veya sonuçları hakkında tam bir farkındalığa sahip olmasalar bile, gelir, istikrar ve amaç ihtiyacını kapsar. Bu, insan doğasına ilişkin daha geniş bir gerçeği yansıtır: Özlem çoğu zaman bilgi veya anlayıştan önce gelir. İnsanlar değişimi ve fırsatları arzuluyor çünkü bunların refah açısından önemini hissediyorlar, ancak bu hedeflere nasıl ulaşacakları veya etkili bir şekilde nasıl tanımlayacakları konusunda gerekli araçlara, eğitime veya bilgiye sahip olmayabilirler. Salt arzuları eyleme geçirilebilir arayışlara dönüştürmede eğitimin, farkındalığın ve güçlendirmenin önemini vurguluyor. Bu boşluğun farkına varmak, politika yapıcıların, toplulukların ve savunucuların yalnızca fırsatlar sağlamaya değil, aynı zamanda bireylerin gelişimleri ve istihdam yolları hakkında bilinçli kararlar verebilmeleri için anlayışı teşvik etmeye de odaklanmasına olanak tanır. Sonuç olarak bu alıntı, insan isteklerinin derinlere kök saldığını ancak bu istekleri bilgiyle uyumlu hale getirmenin gerçek ilerleme için şart olduğunu hatırlatıyor. Sürdürülebilir büyümeyi ve tatmini teşvik etmek için hem arzuyu hem de anlayışı aynı anda beslemeyi teşvik eder.