Bugün dünyada yabancılaşmış dini ve etnik gruplar arasında yaşanan en kötü şiddet olaylarından bazıları savaş alanlarında gerçekleşmiyor. Oturma odalarının ortasında, çok şey paylaşan, pek çok ortak noktası olan insanlar arasında oluyor bu olay.
(Some of the worst violence in the world today between estranged religious and ethnic groups happens not on the battlefields. It happens smack in the middle of living rooms and between people who share a lot, who have a lot in common.)
Bu alıntı, çatışmaların sıklıkla topluluklar içinde ve hatta benzer geçmişleri, inançları veya bağlantıları paylaşan bireyler arasında ortaya çıktığı trajik gerçeğini vurgulamaktadır. Yanlış anlamaların, önyargıların ve fark edilmeyen şikâyetlerin, geleneksel savaşlardan daha sinsi ve eve daha yakın olan şiddete nasıl yol açabileceğinin altını çiziyor. Pek çok çatışmanın kişisel ve ortak geçmişlerden kaynaklandığını kabul etmek, bizi şiddet ortaya çıkmadan önce diyaloğu, empatiyi ve uzlaşmayı teşvik etmeye teşvik edebilir. Barışın kendi çevrelerimizde başladığını ve farklılıklar arasında köprü kurmanın sürekli çaba, şefkat ve karşılıklı anlayış gerektirdiğini hatırlatır.