Ormanın ölümü hayatımızın sonudur.
(The death of the forest is the end of our life.)
Alıntı, ormanlarımızın sağlığı ile insan varlığı arasındaki içsel bağlantıyı canlı bir şekilde vurguluyor. Ormanlar yalnızca ağaçlardan oluşan bir koleksiyon değildir; Dünyadaki hemen hemen tüm yaşam formlarını sürdüren karmaşık ekosistemlerdir. Soluduğumuz havayı arındırır, iklimi düzenler, biyolojik çeşitliliği korur ve gıda, ilaç ve hammadde gibi hayati kaynakları sağlarlar.
Ormanların ölümünü düşündüğümüzde, bu sadece çevresel bozulmanın ötesinde bir işarettir; bu, insanın hayatta kalması için hayati önem taşıyan ekolojik dengenin potansiyel olarak çökeceğinin habercisidir. Ormanların kaybı iklim değişikliğini hızlandırarak aşırı hava olaylarına, deniz seviyelerinin yükselmesine ve tarımı ve tatlı su kaynaklarını tehdit eden hava koşullarının bozulmasına yol açıyor.
Ormanlar, ekolojik işlevlerin ötesinde, farklı toplumlarda kültürel ve manevi önemi de bünyesinde barındırır. Bunların yok edilmesi kültürel kimlikleri aşındırıyor ve toplulukları doğal miraslarından koparıyor.
Bu alıntı bize ormanları koruma ve restore etme konusundaki kolektif sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Ekolojik çöküşü önlemek için ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi şarttır. Bizi, ormansızlaşma, kirlilik veya iklim değişikliği gibi eylemlerimizin uzun vadeli sonuçları hakkında düşünmeye zorluyor ve doğal kaynakların dikkatli bir şekilde yönetilmesini teşvik ediyor. Ormanların korunması yalnızca çevresel bir sorun değildir; bu ahlaki bir zorunluluktur çünkü geleceğimiz buna bağlıdır. Ormanın ölümü gerçekten de yaşamımızın sonunu işaret edecek ve küresel ölçekte çevresel farkındalık ve eyleme duyulan acil ihtiyacın sinyalini verecektir.
---Dorothy Stang---