Tanrıya dair ürkek görüşlerimizi içine attığımız düşünce biçimleri, düşüncelerimizden daha büyük hakikatlerin sembollerinden başka bir şey değildir. Yine de onları değersiz olarak bir kenara bırakamayız, çünkü onlar, biz mağarada yaşayanların, kendisi gibi Hakikat'i tam olarak görebilmek için tırmandığımız basamaklardır.
(The forms of thought, into which we throw our timid views of God, are but symbols of truths greater than our thoughts. Yet we may not set them aside as worthless, for they are the rungs on which we dwellers in the cave climb to the full view of the Truth, as he is.)
Bu alıntı, manevi anlayışta hayati adımlar olarak ilahi gerçeklerin sembolik temsillerinin önemini vurgulamaktadır. Tanrı hakkındaki kavramsallaştırmalarımız sınırlı veya çekingen olabilir, ancak bunlar, nihai gerçekliğin daha kapsamlı bir anlayışına doğru yükselmemize yardımcı olan, bir merdivenin basamakları gibi temel araçlar olarak hizmet ederler. Bu semboller olmasaydı hakikate doğru yolculuğumuz yönsüz olurdu; daha derin içgörü için başlangıç noktaları görevi görürler. Görüşlerimizin kusurlu olabilse de, aydınlanmaya doğru ruhsal yükselişte esas olduğunu kabul ederek, ilahi anlayış arayışımızda alçakgönüllülüğü vurgular. Mağaradan Gerçeğin tam görünümüne doğru tırmanma metaforu, sürekli büyümeye ve ilahi bilginin aşamalı sürecine yönelik takdire ilham verir.