Gerçekleşmeyen hayallere sahip olma fikri gerçekten dehşet verici.
(The idea of having dreams that don't come true is really terrifying.)
Rüyalar çoğu zaman özlemlerimizin, hırslarımızın ve mutluluk arayışımızın arkasındaki itici güçtür. Hayatlarımıza yön ve amaç verirler, en çok arzuladığımız şey için çabalamamız için bize ilham verirler. Hayaller gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı, pişmanlık ve hatta kayıp potansiyel duygusu uyandırabilir. Rüyaların gerçekleşmeyeceği korkusu, boşa harcanan zamana ve kişinin gerçek potansiyeline asla ulaşamama veya içsel tatmini bulamama ihtimaline ilişkin derin bir kaygıdan kaynaklanır. Ancak bu korku hem motive edici hem de kaygı kaynağı olabilir. Azmin eninde sonunda başarıya yol açacağı umuduyla bazı insanları daha çok çalışmaya iter. Öte yandan, eğer ilerleme durağan veya imkansız görünüyorsa, cesaret kırıklığı ve umutsuzluk duygularına da yol açabilir. Yaşamın doğasında olan belirsizliği kucaklamak ve başarısızlığın çoğunlukla büyümenin bir parçası olduğunu anlamak bu korkuyu hafifletmeye yardımcı olabilir. Hayata anlam katan şey, tek başına varış noktası değil, hayalleri gerçekleştirmeye yönelik yolculuktur. Başarısızlıkların yaygın olduğunu ve hayallerin zamanla gelişebileceğini kabul etmek, dayanıklılığı ve uyum sağlama yeteneğini geliştirebilir. Sonuçta, hayallerin kayıp gitmesi şeklindeki korkunç fikir, her anın kıymetini bilmenin ve hem adanmışlıkla hem de hayatın öngörülemezliğini kabul etme duygusuyla tutkuların peşinden gitmenin önemini vurguluyor.