Dünyanın en eski Hıristiyan nüfusu evlerinden sürüldü ve Orta Doğu'da neredeyse yok oldu.
(The world's oldest Christian populations have been driven from their homes and have become nearly extinct in the Middle East.)
Alıntı, Orta Doğu'daki eski Hıristiyan topluluklarının karşı karşıya olduğu korkunç durumu dokunaklı bir şekilde vurguluyor. Yüzyıllar boyunca bu popülasyonlar bölgenin kültürel ve dini dokusunun ayrılmaz bir parçası olmuş ve çeşitlilik içeren mozaiğe katkıda bulunmuştur. Ancak son yıllarda çatışma, siyasi çalkantılar ve zulüm nedeniyle rahatsız edici bir düşüş yaşandı. Çoğunlukla azınlık grupları olan bu toplulukların çoğu, kendilerini giderek daha savunmasız buluyor, şiddet veya yerinden edilme nedeniyle atalarının evlerinden kovulmuş ve görünür topluluklar olarak yok edilmeyle karşı karşıya kalıyor. Bu olgu sadece demografik yapıyı etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda bu popülasyonların barındırdığı paha biçilmez kültürel, tarihi ve dini mirasın kaybına da yol açıyor. Bu toplulukların ortadan kaybolması, demografik bir değişimden daha fazlasını ifade ediyor; bu durum daha geniş bölgesel istikrarsızlığı ve dini azınlıkların haklarının ve güvenliğinin ihmal edilmesini yansıtıyor. Kültürel açıdan bakıldığında bu kayıp, Orta Doğu'yu tarihsel olarak karakterize eden zenginlik ve çeşitliliğin azalmasına neden oluyor. Aynı zamanda dini hoşgörü ve eski geleneklerin korunması konusunda da derin endişelere yol açıyor. Bu eski Hıristiyan topluluklarının içinde bulunduğu kötü durum, çatışma bölgelerinde dinsel bir arada yaşamanın kırılgan durumunu net bir şekilde hatırlatıyor ve azınlık haklarını korumak ve barışı teşvik etmek için uluslararası çabalara duyulan acil ihtiyacın altını çiziyor. Bu popülasyonları ve taşıdıkları mirası korumak, yalnızca onların soyundan gelenler için değil, aynı zamanda insanlığın kültürel çeşitliliğinin küresel mirası açısından da hayati öneme sahiptir. Onların güvenliğini ve onurunu sağlamak, adil ve şefkatli bir uluslararası toplum için bir öncelik olarak kalmalıdır.