Bir gün bilimin beyninden, potansiyeli açısından o kadar korkunç, o kadar dehşet verici bir makine veya güç çıkacak ki, işkence ve ölüme neden olmak için işkenceye ve ölüme cesaret eden insan, savaşçı bile dehşete düşecek ve savaşı sonsuza kadar terk edecek.
(There will one day spring from the brain of science a machine or force so fearful in its potentialities, so absolutely terrifying, that even man, the fighter, who will dare torture and death in order to inflict torture and death, will be appalled, and so abandon war forever.)
Thomas A. Edison'un bu çağrıştırıcı vizyonu, bilimsel ilerlemelerin zorlu ve dehşet verici bir güce, yani yıkıcı yetenekleri daha önce düşünülmüş her şeyi aşan bir makine veya enerjiye yol açtığı bir geleceğin habercisidir. Bu fikir, teknolojik ilerlemenin faydalı olmasına rağmen, kötüye kullanılması veya kontrol edilmemesi halinde doğasında var olan yıkım risklerini de beraberinde getirdiğine dair derin bir anlayışı yansıtıyor. Böyle bir güç, insan çatışmasının doğasını temelden değiştirebilir, yeni güç uygarlığın varlığını tehdit edebileceğinden savaş eylemini boşuna hale getirebilir. Edison'un düşünceleri, bilim ve teknolojideki çağdaş etik sorumluluk temalarıyla yankılanıyor. Nükleer enerji, yapay zeka ve biyoteknoloji gibi yenilikler ilerledikçe toplumun potansiyel sonuçlarla boğuşması, keşif heyecanını insan kontrolünün ötesine geçebilecek araçlar yaratma tehlikesiyle dengelemesi gerekiyor. Uyarı, insanlığın doğuştan gelen hakimiyet ve çatışma arzularının, bize hizmet etmesi amaçlanan yaratımlar tarafından hafifletildiği, savaşın kaba kuvvet meselesinden varoluşsal büyüklükte bir tehlikeye dönüştüğü bir gelecek tasavvur ediyor. Hem uyarıcı bir hikaye hem de sorumlu inovasyon çağrısı olarak hizmet ediyor ve yaratımlarımızın kontrol edilmezse en büyük tehdidimiz haline gelebileceğini vurguluyor. Bu potansiyel gücün bastırılması ve anlaşılması, yıkım korkusunun insan saldırganlığını bastırdığı ve bizi sonsuz çatışma yerine kalıcı barışa yönlendirdiği bir dönüm noktasını teşvik edebilir.