Sanatı Damien Hirst ve Jeff Koons tanımladığında yoksullaşmış bir toplumla karşı karşıya kalırsınız.
(When art is defined by Damien Hirst and Jeff Koons, you've got a society that's impoverished.)
Bu alıntı, kışkırtıcı bir şekilde sanatın tanımı Damien Hirst ve Jeff Koons'un eserleri etrafında merkezlendiğinde toplumun bir tür kültürel yoksullaşma yaşadığını öne sürüyor. Her iki sanatçı da genellikle geleneksel zanaatkarlık veya derin kavramsal derinlik yerine şok değeri, seri üretim ve gösteri yoluyla sınırları zorlayan çağdaş sanatla ilişkilendiriliyor. Çalışmaları inkar edilemez bir şekilde önemli bir ilgi ve ticari başarı toplarken, eleştirmenler bu tür sanatın anlamlı yansıma yerine yüzeysel yeniliğe öncelik verebileceğini savunuyor. Bu bakış açısı daha geniş bir kültürel kaygıya işaret ediyor: ideal olarak eleştirel düşünceye meydan okuması, ilham vermesi ve teşvik etmesi gereken sanatın, piyasa trendleri ve şöhret statüsü tarafından yönlendirilen bir meta haline gelme riski var. Eğer toplum yalnızca bu sanat biçimini yüceltirse, tarihe, kültürel çeşitliliğe ve entelektüel titizliğe dayanan daha zengin, daha incelikli yaratıcı ifadeleri gözden kaçırabilir. Alıntı bizi sanatta değer verdiğimiz şeylerin daha geniş sonuçlarını ve bu değerlerin toplumsal öncelikleri nasıl yansıttığını düşünmeye teşvik ediyor. Derin katılımı ve eleştirel söylemi teşvik eden bir kültürel ortam mı geliştiriyoruz, yoksa sonuçta kolektif kültürel zenginliğimizi azaltabilecek gösteri ve ticari çekiciliğe mi razı oluyoruz? Sonuçta bu ifade, yüzeysel görünümlerin ötesine bakmayı ve gerçekten anlamlı sanat ve kültürel canlılığı neyin oluşturduğunu sorgulamayı hatırlatıyor.