Rab beni dünyaya gönderdiğinde, yüksek ya da alçak herkese şapkamı çıkarmamı yasakladı.
(When the Lord sent me forth into the world, He forbade me to put off my hat to any, high or low.)
George Fox'un bu alıntısı kendine saygı, eşitlik ve ilahi görevlendirme hakkında güçlü bir mesaj iletiyor. Tarihsel bağlamda şapkayı çıkarmak, daha yüksek sosyal statüye sahip birine karşı geleneksel bir saygı veya boyun eğme hareketiydi. Fox, şapkasını "yüksek veya alçak herhangi birine" kaldırmayı reddederek, sosyal hiyerarşilere meydan okuyor ve rütbesi ne olursa olsun tüm bireylerin doğuştan gelen onurunu onaylıyor. Manevi otoritenin ve ilahi çağrının dünyevi sosyal ayrımları aştığını ve kişinin, insan statüsüne aşırı saygı göstermeden kendi inançlarına ve ilahi amacına sadık kalması gerektiğini ileri sürer.
Daha derin bir düzeyde, bu ifade kişinin inanç yolculuğunda cesur bir bütünlüğü teşvik eder ve kişinin korku veya sosyal baskı nedeniyle ilkelerinden veya benlik duygusundan taviz vermemesi gerektiğini ima eder. İster soylu ister sıradan kabul edilsin tüm insanların ilahi olanın gözünde eşit olduğunu vurgulayarak, Tanrı önünde eşitlik konusunda radikal bir görüşü yansıtır. Bu fikir, toplumsal beklentiler veya eşitsizlikler karşısında özgünlüğü ve doğruluğu sürdürme cesaretine ilham vererek bugün yankı buluyor.
Üstelik alıntı, manevi misyonun çok önemli olduğu ve bunu yerine getirmek için çağrılanların güvenle ve insan otorite yapılarına boyun eğmeden hareket etmeleri gerektiği fikrinin altını çiziyor. Gerçek saygının dünyevi herhangi bir figürden ziyade ilahi olana yönelik olduğunu hatırlatır ve Tanrı ile doğrudan ve kişisel bir ilişkiyi güçlendirir. Sonuç olarak, bu mesaj dini itaat ve inançla ilgili olduğu kadar sosyal adalet ve kişisel haysiyetle de ilgilidir.